Page 297 - 7.turkiye_cevre_durum_raporu-20251219134410
P. 297

lerin tahribatı ve biyolojik çeşitlilik kaybı; verimli tarım ve mera alanlarının amaç dışı kullanımı ve
               usulsüz faydalanmalar, hızlı nüfus artışı ve kentleşmenin getirdiği olumsuz etkiler gerçekleşen
               temel olgulardır.

               Arazi tahribatı sonucunda, sadece tarım arazileri ve meralar gibi üretim alanlarında değil aynı
               zamanda orman, sulak alan, bozkır ve maki/fundalık gibi doğal alanlarda da biyolojik/ekolojik
               ve ekonomik olarak verimlilik azalması veya kaybı görülmektedir. Bu durum, özellikle çölleşme/
               arazi tahribatından etkilenen alanlarda doğal kaynaklara bağımlı olarak yaşayan nüfusun başta
               kadınlar ve gençler olmak üzere yaşam koşulları ve geçim kaynakları üzerinde olumsuz etkilere
               neden olmaktadır.

               Türkiye’de her yıl 642 milyon ton toprak su erozyonu sonucu yer değiştirmektedir; bu değer or-
               talama olarak hektarda yıllık 8,24 ton toprak miktarına karşılık gelmektedir. Su erozyonu şiddet
               sınıfları açısından ülke yüzölçümünün %60,28’sinde çok hafif, %19,13’ünde hafif, %7,93’ünde orta,
               %5,97’sinde şiddetli ve %6,7’sinde çok şiddetlidir.

               Su erozyonu, ülkemizde arazi kullanımı bakımından değerlendirildiğinde %53,6 ile en fazla mera
               ve %38,7 ile tarım alanlarında kalanının da orman ve diğer alanlarda gerçekleştiği ÇEMGM tara-
               fından belirlenmiştir. İnsan yaşamı için tarımsal faaliyetler ve hayvansal üretimin devamlılığının
               sağlanması ve toprağın oluşum süreci değerlendirildiğinde 1 cm üst toprağın oluşumu için yak-
               laşık 400 yıl süre gerektiği düşünüldüğünde ne kadar önemli bir doğal kaynak olduğu daha iyi
               anlaşılacaktır.

               Diğer etkiler özetlenecek olursa;

                  y  Daha sıcak ve az yağışlı iklim şartları,
                  y  Ekstrem meteorolojik olaylarda artış,
                  y  Hidrometeorolojik afetlerde artış (sel,çığ,heyelan),

                  y  Su kaynaklarında azalma,
                  y  Kuraklık şiddetinde artış,
                  y  Orman yangınlarında artış,
                  y  Su ve toprak kalitesinin bozulması,
                  y  Ekosistemin bozulması ve biyolojik çeşitliliğin azalması,

                  y  Ekolojik alanlarda kayma,
                  y  Gıda arz ve güvenliği karşımıza çıkmaktadır.

               Bu nedenle çölleşme tehdidi altında olan ülkemiz çölleşme ve erozyonla mücadeleyi en ciddi
               şekilde yürütmek zorunda olan ülkeler arasındadır.

               ÇEMGM, erozyonda meydana gelen değişimleri “Dinamik Erozyon Modeli İzleme Sistemi (DE-
               MİS)” ile  izlemekte ve değerlendirmektedir. İzleme faaliyetleri neticesinde en fazla erozyonun
               tarım ve mera alanlarında meydana geldiği belirlenmiştir. Bu nedenle tarım arazilerinde yapı-
               lan yanlış arazi kullanımı ve tekniklerinin engellenmesi bilinçlendirme faaliyetlerinin arttırılması,
               mera alanlarında yapılan erken ve aşırı otlatmanın önüne geçilmesi gerekmektedir.

               Türkiye, 1946 yılından bu yana süregelen, çölleşme/arazi tahribatıyla mücadele konusunda ağaç-
               landırma, erozyon kontrolü, bozuk orman alanlarının rehabilitasyonu ve mera ıslahı çalışmaları
               başta olmak üzere önemli bir başarı ve deneyim elde etmiştir. Bu kapsamda, 2023 yılsonu itibari


          296
   292   293   294   295   296   297   298   299   300   301   302