Page 295 - 7.turkiye_cevre_durum_raporu-20251219134410
P. 295
E.4. Türkiye’deki İstilacı Yabancı Türler (Türkiye’deki En Tehlikeli İstilacı
Yabancı Türler)
2020 yılında başlatılan ve 2021-2023 yılları arasında da devam eden balon balığı avcılığı destek-
lemesiyle, ilk kez aynı anda hem sucul biyolojik çeşitliliğin korunması hem de balıkçıların destek-
lenmesi sağlanmıştır. Destekleme ile yabancı istilacı bir tür olan balon balığı üzerinde av baskısı
oluşturulup, stoğa katılım oranı azaltılarak su ürünleri kaynaklarının korunması, sürdürülebilir/
rasyonel kullanımı ve balon balığının balıkçıların av araçlarına verdiği zararın azaltılması sağlan-
mıştır. Destekleme ile avlanan balon balıkları sayesinde yaklaşık 14 milyon adet yeni bireyin eko-
sisteme girişi engellenmiştir.
E.5. Türkiye’de Çölleşme ve Erozyona Duyarlı Alanlar
Türkiye dünya üzerindeki konumu, jeolojik yapısı, topoğrafyası ve iklimi vb. nedenlerden dolayı
iklim değişikliğinden ve çölleşmeden en çok etkilenecek ülkeler arasında yer almaktadır. Topoğ-
rafya, iklim değişikliği, bitki örtüsünün tahrip edilmesi, tarım ve orman arazilerinin maksat dışı
kullanımı, hatalı tarım uygulamaları, meraların yanlış ve düzensiz kullanımı, plansız ve aşırı su-
lama, toprak kirlenmesi, usulsüz madencilik faaliyetleri gibi sebepler de çölleşmeyi hızlandırıcı
etmenlerdendir.
Dünya Çölleşme Tehlikesi Haritası’nda, başta Orta Anadolu olmak üzere ülkemizin önemli bir bö-
lümü “çölleşmeye hassas” olarak gösterilmiştir. Bununla birlikte Türkiye’nin %65’i kurak ve yarı
kurak özelliklere sahiptir. Hâlen orman alanlarının %4,17’si, tarım alanlarının %38,71’i, meraların
%53,66’sı ve diğer alanların %3,46’sı orta ve şiddetli ölçekte erozyona maruz kalmaktadır. Ülke
topraklarının %86’sının erozyon tehdidi altında olması, erozyonu çölleşmenin en önemli sebebi
yapmaktadır.
Tarım alanlarımızdaki çoraklaşma, ormanlık ve mera alanlarımızdaki tür çeşitliliğinin ve tabii ya-
pının bozulması, yanlış ve maksat dışı arazi kullanımı, verimli ve iyi nitelikli tarım topraklarının
betonlaşması, toprak kirliliğinin devam ediyor olması, erozyon ve toprak kaybının önemli bo-
yutlarda olması, ülkemizin çölleşme hassasiyetinin yüksek olduğunu ortaya koyan gerçeklerdir.
Türkiye’nin toplam alanın %46’sı, %40’tan fazla eğime, %62,5’den fazlası da %15’ten büyük eği-
me sahiptir. Türkiye’de zirai alanların %59’u, orman alanlarının %54’ü, mera alanlarının %64’ünde
aktif erozyon bulunmaktadır.
Deniz, göl ve barajlarımıza en çok toprak taşıyan akarsularımız arasında Fırat, Çoruh, Yeşilırmak
ve Kızılırmak ilk sıralarda yer almaktadır. En az miktarda toprak taşıyan akarsularımız ise, Dala-
man Çayı ve İyidere’dir. Bu akarsularımızın az toprak taşımasının ana sebebi, havzalarının orman-
larla kaplı olması ve güçlü tabii bitki örtüsünün toprağı korumasıdır.
Ülkemizde gerçek çöl bulunmamasına karşın topraklarımızın 2/3’üne yakın bölümü kurak, yarı
kurak alanlardan oluşmaktadır. Bununla birlikte son yıllarda gözlenen iklim değişimlerine bağ-
lı olarak kurak alanlarda İç Anadolu’nun batısına doğru genişleme gözlenmektedir. Çölleşmeye
açık yarı kurak alanlara sahip risk bölgeleri ise Konya Ovasından Doğu Akdeniz’e doğru bir yayıl-
ma göstermektedir. Türkiye ölçeğinde yapılan bir çalışmada 30 yıllık iki periyot (1950-1980 ve
1981-2010) karşılaştırıldığında ülkede yarı kurak alanların yaklaşık %14 arttığı belirlenmiştir.
294

