Page 28 - 7.turkiye_cevre_durum_raporu-20251219134410
P. 28
Ülkemizde, 2023 yılı içerisinde toplam 1.475 meteorolojik karakterli doğa kaynaklı afet rapor edil-
miştir. Uzun yıllar dağılımına bakıldığında 2023 yılı içerisinde meydana gelen meteorolojik afet
sayısı, 1940-2023 periyodu içerisindeki en yüksek değer olarak kayıtlara geçmiştir.
İklim değişikliği ile mücadelede ön plana çıkan temel politika ve önlemler; enerji, ulaşım, tarım,
bina sektörü, atık ve arazi kullanımı ve ormancılık sektörlerinde yoğunlaşmaktadır.
Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından 2021 yılında açıklanan 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi ve ül-
kemizin Paris Anlaşmasına taraf olma iradesi neticesinde, ülkemizde tüm sektörlerde kapsamlı
bir değişimi ve dönüşümü işaret eden yeşil dönüşüm süreci başlamıştır.
Ülkemizin 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefine ulaşması hedefi doğrultusunda; iklim değişikliğiyle
mücadelede gerekli tedbirlerin alınmasına ve yeşil dönüşüme yönelik plan, politika ve strateji-
lerin belirlenmesine ilişkin faaliyetlerde bulunmak üzere Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Ba-
kanlığı’na bağlı İklim Değişikliği Başkanlığı kurulmuştur. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçe-
ve Sözleşmesi Sekretaryasına sunulan “Güncellenmiş Birinci Ulusal Katkı Beyanı” doğrultusunda
%21 olarak açıklanan sera gazı emisyonlarında artıştan azaltım oranı, 2030 yılı için %41’e yüksel-
tilmiştir.
Sera gazı envanteri sonuçlarına göre, 2022 yılı toplam sera gazı emisyonu bir önceki yıla göre
%2,4 azalarak 558,3 milyon ton (Mt) CO eşdeğeri (eşd.) olarak hesaplanmıştır. Toplam sera gazı
2
emisyonlarında 2022 yılında CO eşd. olarak en büyük payı %71,8 ile enerji kaynaklı emisyonlar
2
alırken bunu sırasıyla %12,8 ile tarım, %12,5 ile endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı ve %2,9 ile
atık sektörü takip etmektedir.
Ülkemiz Montreal Protokolü taahhütleri gereği kotalı olarak ithaline izin verilen ozon tabakasını
incelten maddelerin miktarı, Montreal Protokolü kapsamında uygulanan aşamalı sonlandırma
programı dahilinde 2019’da 200 tona, 2020 ve 2021’de ise 100 tona, 2022, 2023 ve 2024 yılların-
da ise 50 tona düşürülmüştür. Hidrokloroflorokarbon (HCFC) olarak bilinen bu gazların ithalatı
1/1 /2025 tarihi itibariyle sonlanacaktır.
SU VE ATIKSU YÖNETİMİ başlığı altında, ülkemizin su kaynaklarına, çevresel altyapı ve kirlilik ön-
leme çalışmalarına ilişkin veri ve bilgiler göze çarpmaktadır.
Su kaynaklarına bakıldığında, Türkiye su zengini bir ülke değildir. Kişi başına düşen yıllık su mik-
tarına göre ülkemiz su azlığı yaşayan bir ülke konumundadır. Ülkemiz, kişi başına yıllık 1.652 m su
3
potansiyeline sahiptir. Türkiye nüfusunun 2030 yılında 87,9 milyona ulaşacağı, bu doğrultuda su
kullanımının artacağından hareketle su potansiyelinin kişi başına yıllık olarak azalma tehlikesiyle
karşı karşıyadır.
Su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir bir şekilde kullanılarak gelecek nesillere temiz ve
yeterli su kaynaklarının bırakılması için planlama çalışmalarının yapılması son derece önemlidir.
Bunun bir sonucu olarak ülkemizde yer alan 25 nehir havzasının 12’sinde Nehir Havza Yönetim
Planları hazırlanmış olup 7 havzada planlama çalışmaları devam etmektedir.
Marmara Denizi’nde oluşan deniz salyası (müsilaj) önlenmesi için 22 Maddeden oluşan “Mar-
mara Denizi Eylem Planı” hazırlanmış ve 06.06.2021 tarihinde Marmara Denizi’ne kıyısı olan tüm
illerin üst düzey yöneticileri ile imza altına alınmıştır. Söz konusu eylem planı çerçevesinde ça-
lışmalara süratle başlanmış olup, Marmara Denizi’ndeki kirliliğin ortadan kaldırılması için gerekli
tüm çalışmalar yürütülmüştür.
ÇŞİDB koordinasyonunda İstanbul’da Koordinasyon ve Bilgilendirme Merkezi, 7 ilde Valilikler-
de Valinin başkanlığında İl Koordinasyon Merkezleri oluşturulmuştur. Eylem Planı çerçevesinde
27

