Page 260 - 7.turkiye_cevre_durum_raporu-20251219134410
P. 260
birçok yerli hayvan ırklarının yetiştirildiği ve buradan dünyanın öteki bölgelerine de yayıldığı ka-
bul edilebilir.
Yerli ırk çiftlik hayvanlarının yabancı kültür ırkları ile melezlenmesi, yerli gen kaynaklarının yitiril-
mesi tehlikelerini ortaya çıkarmıştır. Karadeniz sahil şeridinde yerli sığırların hemen tümü Jersey
ırkına dönüştürülmüştür. Bununla birlikte, yerli ırkların yalnız %25’i kültür ırkları ile melezlenmiş
olup, %75’i saflığını korumaktadır. Yine, Trakya Bölgesi’nin ‘Kıvırcık’ koyunu da Tahirova ırkının
geliştirilmesi amacıyla Alman ‘Ots-Friz’ ırkıyla çaprazlanmış ve bu durum her iki endemik türün
de genetik aşınmaya uğramasına yol açmıştır. Kuzey geçiş kuşağında yaşayan ‘Karakul’ ile Kars
yöresinde yaşayan ‘Tuj’ gibi bazı koyun varyetelerinin soyları tükenme tehlikesi altındadır. Tehdit
altındaki diğer bir yerli hayvan ırkı da, tamamen yok olmasının önlenmesi için koruma altına
alınan Ankara keçisidir.
Sucul türlerin ve omurgasızların (özellikle böceklerin) genetik çeşitliliği konusunda yeterli çalış-
ma bulunmamaktadır.
E.1.4.Tarımsal Alan ve Step Biyolojik Çeşitliliği
Tarımsal biyolojik çeşitlilik gıda ve tarım ile ilgili ve tarımsal ekosistemleri oluşturan biyolojik çe-
şitlilik bileşenlerinin tümünü kapsayan geniş bir terimdir. Tarımsal ekosistemlerin anahtar işlev-
lerini, yapısını ve süreçlerini sürdürmek için gerekli olan, genetik, tür ve ekosistem seviyelerinde
bitki, hayvan ve mikro organizmaların çeşitliliğini ve değişkenliğini ifade eder.
Daha detaylı bir tanımlama ile tarımsal biyolojik çeşitlilik, mera ve tarım dışı alanlardaki türlerle
çiftlik sistemlerinin bütünsel parçaları olan ağaçların genetik kaynakları dahil olmak üzere bitki
genetik kaynaklarını, balık ve böcek genetik kaynakları dahil olmak üzere hayvan genetik kay-
naklarını, mikrobiyolojik ve mantar genetik kaynaklarını, tarımsal biyolojik çeşitliliğin ekosistem
hizmetlerini sağlayan bileşenlerini ve bunları etkileyen abiyotik faktörleri (besin döngüsü, orga-
nik maddelerin parçalanması ve toprak verimliliğinin idamesi, zararlı ve hastalık yönetimi, toz-
laşma, kendi peyzajları içinde yerel yaban hayatı ve yaşama ortamlarının zenginleştirilmesi ve
idamesi, su döngüsünün idamesi, erozyon kontrolü, iklim ve karbon dengesi) ve sosyo-ekono-
mik ve kültürel faktörleri (geleneksel bilgiler, kültürel faktörler, tarımsal peyzajlar, vb) içerir.
Türkiye’nin tarımsal açıdan ana ekolojik bölgeleri Akdeniz Kıyı Bölgesi, Ege Kıyı Bölgesi, Karadeniz
Kıyı Bölgesi, Trakya ve Marmara Bölgesi, Orta Anadolu Bölgesi, Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Doğu
Anadolu Bölgesi ve Geçit Bölgeleridir (Kuzeybatı Geçit, Batı Geçit, Kuzeydoğu Geçit, Doğu Geçit,
Güneydoğu Geçit). Başta yağış ve sıcaklık gibi ana iklim öğelerine dayalı bu bölgeleme sistemi,
tarımsal ürün çeşitliliği ile tarımın bölgesel ve fenolojik özelliklerini kapsar.
Kıyı bölgeler, genel olarak Akdeniz iklim kuşağında bulunan tarımsal üretim bölgeleri olarak ta-
nımlanabilir. Orta, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri, sert kara ikliminin başta olduğu böl-
gelerdir ki; tarımsal ürün karakteristikleri de bu ekolojik bölgelerin etkilerini taşır. Geçit bölgeleri
ise her biri; İç Anadolu’nun ortasından öteki bölgelere geçişlerdeki birkaç ili kapsayan, gerek iklim
faktörleri gerek genel tarımsal karakterleri bakımından birbirinden az çok değişik tarım bölge-
leridir.
259

