Page 251 - 7.turkiye_cevre_durum_raporu-20251219134410
P. 251
Özellikle volkanik göl oluşumları ile biyolojik çeşitliliğe kendine özgü değerler katan volkanik
dağların en önemlileri ise Ağrı, Tendürek, Nemrut, Süphan, Karacadağ, Erciyes, Hasan ve Kula
dağlarıdır. Volkanik dağlar mineralce zengin toprağı ile tarımsal biyolojik çeşitlilik için de ayrı bir
önem taşır.
E.1.1.5. Iç su Ekosistemleri
Türkiye, yaklaşık olarak 10.000 km ’lik bir alan kaplayan akarsuları ve gölleriyle biyolojik çeşitliliği
2
yaşatmak için çok önemli olan iç su kaynaklarına sahiptir. Bu güne kadar yapılan çalışmalarda
Türkiye genelinde 8 ha’dan büyük tabii 921 adet sulak alan tespit edilmiştir. Türkiye’de 25 nehir
havzasını içeren 7 drenaj havzası vardır ve yeraltı sularının da 94 milyar km olduğu tahmin edil-
3
mektedir. Yıllık ortalama yağış seviyesi yaklaşık 640 mm’dir ve bu miktarın yaklaşık üçte biri su
rezervlerine ulaşarak sulak alanların varlığını sürdürmesine katkıda bulunmaktadır.
Doğal göllerin en büyüğü Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki, 374.000 hektar alanı olan ve yüksek tuz-
luluğa sahip Van Gölüdür. Orta Anadolu Platosunda bazı tuzlu sığ göller bulunur, bunların en bü-
yüğü Tuz Gölüdür (128.000 hektar). Tuz Gölü yazın hemen hemen tamamen kurur ve gölün üstü
30 cm kalınlığında tuz tabakası ile kaplanır. Göl çevresinde sadece tuza dayanıklı bitki örtüsü
gelişmektedir. Göller, bataklıklar, deltalar, sazlıklar ve çamur düzlükleri başta kuşlar olmak üzere
yaban yaşamı için oldukça önemlidir. Türkiye’deki kuş türlerinin yarıdan fazlası göçmendir. Sulak
alanlar su kuşları için önemli dinlenme ve kışlama ortamı oluşturmaktadır.
Türkiye’de uzunluğu 500 km’den daha fazla olan dokuz nehir vardır: Kızılırmak, Fırat, Sakarya,
Murat, Aras, Seyhan, Dicle, Yeşilırmak ve Ceyhan. Türkiye’deki nehirlerin yıllık deşarjı, Karadeniz’e
yaklaşık 41 milyar m , Akdeniz’e 36 milyar m ’tür. Dicle ve Fırat nehirleri sırasıyla Irak ve Suri-
3
3
ye’ye akmaktadır. Deltalar başta su kuşları olmak üzere biyolojik çeşitlilik açısından büyük önem
taşımaktadırlar. Ege Denizine dökülen nehirlerin oluşturduğu Meriç, Gediz, Büyük Menderes ve
Küçük Menderes Deltaları ile Akdeniz’e dökülen nehirlerin oluşturduğu Göksu, Seyhan ve Ceyhan
Deltaları özellikle kışın Anadolu’daki göllerin donması sonucu çok sayıda ve türde, su kuşuna uy-
gun habitatlar oluşturmaktadırlar. Karadeniz’e dökülen Kızılırmak nehrinin oluşturduğu delta ise
özellikle Karadeniz’i direkt geçen göçmen kuşlar için büyük önem taşımaktadır.
Türkiye’nin coğrafi yapısı çok kompleks olması ve nehirlerin dağlık bölgelerle birbirinden ayrıl-
mış olmasının türlerin yayılmasını büyük ölçüde engellemesinden dolayı, yüksek endemizm ve
genetik çeşitliliğe neden olmuştur. Akarsu ekosistemlerinde yaşayan omurgasızların büyük ço-
ğunluğu bu nedenle endemiktir. Köyceğiz-Dalyan bölgesindeki suların tuzluluk oranları sıfırdan
aşırı tuzluya kadar değişkenlik gösterdiğinden, habitat ve tür çeşitliliği arasındaki ilişki açısın-
dan iyi bir örnek teşkil eder. Lindenia tetraphylla Türkiye’de yeni bir türdür ve bu türün neslinin
Balkanlarda tükenmek üzere olduğu kaydedilmiştir. Burdur Gölü’nde yaşayan ve farklı koşullara
adapte olmuş olan Artodiaptomus burduricus endemik bir omurgasız türüdür ve genetik çe-
şitlilik açısından önemlidir. Yine Burdur Gölü’nde yaşayan Aphanius burduricus’da göl şartlarına
uyum sağlamış endemik bir balık türüdür. Benzer şekilde, Van Gölü’nde yaşayan endemik bir ba-
lık türü olan Alburnus tarichi de bu gölün aşırı koşullarına adaptasyon sağlamıştır.
Türkiye sulak alanlarında saz (Typha sp.), kamış (Phragmites sp.), hasırotu (Schoenoplectus sp.),
kofa (Juncus sp.) gibi bitkiler geniş topluluklar oluştururlar. Ayrıca su yüzeyini kaplayan nilüfer
(Nymphae sp.) gibi bitkilerin yanısıra derin olmayan göllerde yetişen ördek otu (Phodophyllum
250

