Page 8 - Çevre Şehir ve İklim Dergisi - Özel Sayı
P. 8
Takdim
klim krizi başta olmak üzere bugün birçok sorunla karşı karşıya olan dünyamızda,
İiklim krizinin etkisine bağlı olarak bir yandan sel, yangın, çölleşme ve kuraklığa
bağlı afetler yaşanırken diğer yandan tüm sektörlerde üretim, dağıtım ve tüketim
zincirinde kırılmalar yaşanmaktadır. Yine bu durum ekonomik ve finansal krizlerin
yanı sıra afetlerde daha fazla can ve mal kaybına da neden oluyor. Özelikle
dünyamızın yoksul ve az gelişmiş bölgelerinde bu afetlere maruz kalan insanlar
yaşadıkları toprakları terk ederek başka coğrafyalara göç ediyorlar. Bu bölgelerde
temiz suya ve gıdaya erişim daha da zorlaşıyor. İklim krizi ve sonuçları şimdilik
ekolojik sistemi bir bütün olarak tehdit ederken türleri yok olma riski ile karşı
karşıya bırakıyor. Dünya var olduğu günden bu yana insanın ekosistem üzerindeki
baskısı ve müdahalesi hiçbir dönemde bu kadar yıkıcı olmamış, yaşamın döngüsü
bu kadar bozulmamıştır. İnsanoğlu kendi eliyle kendi geleceğini hiçbir zaman bu
ölçüde olumsuz etkilememiştir. Söz konusu gelişmelerin en temel nedeni sanayi
devriminden bu yana gelişen üretim ve tüketim kültürüdür.
İnsanoğlunun son 150 yılda benimsediği sosyo-ekonomik yaşam modelinin
çevre sorunlarına neden olduğu tartışma götürmez bir gerçektir. Resmi verilere
göre günümüzde dünyada 2,1 milyar ton katı atık üretilmekte, 8 milyon ton atık
okyanuslara karışmakta, her yıl üretilen gıdanın üçte biri, yani 1,3 milyar tonu israf
edilmektedir. Gıda israfının maliyeti yıllık 1 trilyon dolara ulaşmıştır. Son 50 yılda
sadece iklim krizi kökenli 11 binden fazla afette, 2 milyonun üzerinde can kaybı ve
3,64 trilyon dolarlık ekonomik kayıp gerçekleşmiştir. Bugün halen çölleşme/arazi
tahribatı nedeniyle bir milyardan fazla insan olumsuz yönde etkilenmektedir.
Akdeniz havzasında yer alan Türkiye’miz de gerek iklim değişikliği gerekse
çölleşme ve erozyondan kaynaklanan sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. Coğrafi
konumu, iklimi, topoğrafyası ve toprak şartları nedeniyle arazi tahribatına,
erozyona ve kuraklığa karşı son derece hassas bir konumda olmasının yanı sıra,
iklim değişikliği ve insan etkinlikleri ile birlikte bu olumsuzluklardan her geçen gün
daha derinden etkilenmektedir.
Ülkemizde son yıllarda iklim krizinden kaynaklanan birçok afet yaşanmıştır.
Kastamonu, Sinop, Bartın, Rize, Giresun ve Trabzon’daki sellerde, Antalya, Muğla
ve İzmir’deki yangınlarda ve diğer afetlerde canlarımızı kaybettik. Marmara
Denizi’ndeki müsilaj, Orta Anadolu’da, Doğu ve Güneydoğu’da yaşadığımız kuraklık
da iklim krizinin sonuçlarının ne denli vahim olduğunu göstermektedir. Meralarımız,
VII
Özel Sayı / 2024