Page 127 - 7.turkiye_cevre_durum_raporu-20251219134410
P. 127

Bununla birlikte Türkiye, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) raporlarında iklim deği-
               şikliğinin olumsuz etkilerine karşı kırılgan bölgelerden biri olarak tanımlanan Akdeniz Havzası’n-
               da yer almaktadır.

               Akdeniz Havzası’ndaki ortalama sıcaklık, 19. yüzyılın sonlarından bu yana küresel ortalama 1,1
               derece ile karşılaştırıldığında 1,5 santigrat derece seviyesinde artmıştır ve hedeflenen küresel ik-
               lim eylemlerinde başarısızlık yaşanması durumunda, sıcaklıkların 2050’ye kadar ayrıca 1,5 derece
               artması beklenmektedir.

               Özellikle son yirmi yıldır ülkemizde aşırı yağışlar, seller, fırtınalar, toprak kaymaları, sıcak hava dal-
               gaları ve orman yangınları gibi olumsuz etkiler daha sık ve şiddetli hale gelmektedir.

               Türkiye küresel iklim değişikliğinin potansiyel etkileri açısından risk grubu ülkeler arasında yer
               almaktadır. Türkiye’de iklim değişikliğine bağlı olarak artması öngörülen doğal afetler: orman
               yangınları, fırtınalar, seller, dolu, sıcak hava dalgaları, heyelan ve çığ olarak sıralanmaktadır. Deği-
               şen iklimle birlikte yaşadığımız düzensiz, ani ve şiddetli yağışlar ve seller; heyelanları, erozyonu
               ve çölleşmeyi artırmaktadır. Kuraklıkla birlikte kıtlık, orman yangınları, sıcak hava dalgaları, çe-
               kirge istilası, kene, sivrisinek vb. haşereler ve bunlara bağlı olarak yaşanan uzun mesafeli göçler
               de artmaktadır. Artan rüzgâr fırtınaları ise şiddetli yağmur, dolu, hortum, yıldırım, ani sel, şehir
               selleri gibi afetlerin daha sık, daha şiddetli, daha uzun süreli ve her yerde etkili olmasına neden
               olmaktadır.


               Türkiye, 2004 yılında taraf olduğu  Birleşmiş  Milletler İklim  Değişikliği  Çerçeve Sözleşmesi’nin
               (BMİDÇS) “ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar ve göreceli kabiliyetler” ilkesi çerçevesinde
               hem sera gazı emisyonlarının azaltılması hem de iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine uyum
               sağlanması konularında çalışmalarını sürdürmektedir. Bu kapsamda, Sn. Cumhurbaşkanımız ta-
               rafından yeşil kalkınma devrimiyle bir bütün olarak açıklanan 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi doğ-
               rultusunda Türkiye, 11 Kasım 2021 tarihinde Paris Anlaşmasına taraf olmuştur.




               GÜNCELLENMİŞ BİRİNCİ ULUSAL KATKI BEYANI

               Türkiye Cumhuriyeti,  Sözleşmenin 2. Maddesinde belirtilen nihai amacına yönelik Niyet Edilmiş
               Ulusal Katkı Beyanını (INDC) BMİDÇS’ye Eylül 2015’te sunmuştur. Türkiye INDC ile 2030 yılına ka-
               dar referans senaryoya göre %21’e kadar sera gazı azaltım hedefini açıklamıştır. Paris Anlaşmasına
               taraf olan ülkeler; beş yılda bir BMİDÇS’ye her seferinde daha iddialı azaltım hedefleri (ve isteğe
               bağlı olarak iklim değişikliğine uyum hedefleri) içerecek şekilde “Ulusal Katkı Beyanı (NDC)” sun-
               makla yükümlüdür. Bu kapsamda Türkiye, Güncellenmiş Birinci Ulusal Katkı Beyanını 13 Nisan
               2023 tarihinde BMİDÇS’ye sunmuştur. Güncellenen Beyanda, daha önce %21 olarak açıklanan
               emisyon azaltımı, 2030 yılında referans senaryoya göre %41’e yükseltilmiştir. NDC kapsamındaki
               temel sektörel politikaları ve temel şeffaflık göstergeleri aşağıda yer almaktadır.




               Enerji Sektörü;

               •  Fizibilite, piyasa koşulları ve enerji güvenliğini gözeterek, enerji verimliliği ve yenilenebilir
                   enerji potansiyelinin mümkün olan en üst düzeyde kullanılması,


           126
   122   123   124   125   126   127   128   129   130   131   132